Türk edebiyatının önemli klasiklerinden Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem’in yanlış Batılılaşma ve özenti alafrangalık üzerine kurduğu güçlü bir toplumsal eleştiridir.
Romanın merkezinde, iyi eğitim almamış, gösterişe düşkün ve hayalperest bir genç olan Bihruz Bey yer alır. Lüks arabasıyla mesire yerlerinde görünmek, pahalı kıyafetler giymek ve konuşmalarına Fransızca kelimeler serpiştirmek onun için adeta bir yaşam biçimidir. Çamlıca Bahçesi’nde gördüğü Periveş’e âşık olmasıyla birlikte gerçek ile hayal arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşır.
Yanlış anlamalar, abartılı duygular ve komik durumlar üzerinden ilerleyen eser; bir yandan dönemin yüzeysel Batılılaşma anlayışını eleştirirken, diğer yandan romantik edebiyatın aşırılıklarını mizahi bir dille sorgular.
Araba Sevdası, Türk romanında realizme geçişin önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen, hem dönemini yansıtan hem de bugün hâlâ keyifle okunabilen güçlü bir klasiktir.